Kayıtlar

Eylül 21, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İlişkilerde Güç Savaşları - Patron Kim?

Resim
Merhaba sevgili dostlar, Bir akşam kalabalık bir arkadaş grubuyla çıktığımız hafta sonu sosyalleşme etkinliğinde, evliliğinde sorunlar olduğundan şikayet eden Şuayip (gerçek adı değil) eşi Dürdane (gerçek adı değil) ile bir aradaydık.  Çok sevdiğim bir ağabeyimin Yalova’da turizm amaçlı inşa ettiği karavan kampında keyifle gezip tozup, karnımızı doyurduktan sonra, etrafında hep birlikte sohbetler ederek kaynaşacağımız bir Cumartesi gecesi kamp ateşi yaktık. Her şey olabildiğince güzel gidiyordu. Ateşin etrafında oturup şaraplarımızı lıkırdatırken, Şuayip ile Dürdane’nin giderek dozu artan didişmeleri başladı. İkinci kadehlerden sonra sanki geri kalanımız orada değilmişiz gibi sürekli inatlaşarak anlaşamadıkları konular üzerine münakaşa ediyorlardı. Ve her ikisi de sıklıkla haklılığını ispat etmek için bizim oradaki varlığımızı hatırlıyor, durmadan bizden onay almaya çalışıyorlardı. “Haksız mıyım ama?" - "Sizce de öyle değil mi?" - "Bunun neresi yanlış?” Haksızsınız,...

Narsisizm Salgını

Resim
"Biraz alçakgönüllü olabilseydim, mükemmel bir insan olacaktım." Ted Turner Merhaba sevgili dostlar, Psikoloji ve sosyoloji alanında yapılan araştırmalar, özellikle 1980'lerden sonra doğan nesillerde narsisistik davranışların hızla arttığını gösteriyor. Amerikalı psikolog Jean M. Twenge 2010’da yaş kuşaklarını da kapsayan araştırmasında, 1980’lerden sonra doğanlarda görülen narsisistik eğilimin, önceki nesillere kıyasla daha yüksek seyrettiğini tespit etmişti. J.M. Twenge yaptığı 10 yıllık araştırma sonuçlarını 2020 yılında yayınlamış ve raporunda bu durumu "Narsisizm Salgını" olarak adlandırmıştı.  Bu konuda yapılan birçok çalışma, özellikle sosyal medya uygulamalarının yaygınlaşması ile birlikte bu tabloyu dramatik bir şekilde doğrular oldu. Artık narsisizm, günlük yaşamın merkezinde sürekliliği olan “onay, ilgi ve beğeni” tatminiyle beslenme salgınına dönüşmüş durumda… (bence) Narsisistik Kişilik Bozukluğu Nedir? Narsisizm, insanın kendisine yönelik görkemli...

Tükenmişliğin Cinsel Yüzü

Resim
Merhaba dostlar, Bir önceki yazımda sizlere ilişkilerde yaşanabilecek duygusal tükenmişlik üzerine bilgiler aktarmaya çalışmıştım. Bu yazımda Romantik İlişkilerde Yaşanan Tükenmişliğin "Cinsel Yaşam" boyutunu ele almak istedim. Milyonlarca takipçim hatırlayacaktır ki, Cinsel İsteksizliğin psikolojik boyutlarını ve ilişkilere duygusal etkisi üzerine bu yazımızda bilgiler paylaşmıştım. Okuduğunuz yazımda ise cinsel isteksizliği sadece tükenmişlik sendromu üzerinden detaylandıracağım.  Tükenmişlik sendromu genellikle "yorgunluk" olarak basitleştirilen ve bence temelde durumu doğru ifade etmeyen bir kavram olarak değerlendirilir. Oysa psikoloji ve nörobiyoloji bize Tükenmişlik kavramının çok daha derin boyutlarda değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Çünkü tükenmişlik, sadece bedensel ve ruhsal bir yorgunluk değil, aslında bir "hayatta kalma" mekanizmasıdır.  Tükenmişliğin Cinsel Yüzüne Bilimsel Bakış Stres durumlarında, beynimizin ana komuta merkezi ola...

İlişkisel Tükenmişlik

Resim
Merhaba sevgili dostlar, İçinde yaşadığımız bu “yüzeysel ilişkiler çağı” insanlara, her şeyin hızla ve anında değiştirme lüksünü sundu. İlişkilerde bireysel olarak zorlanan insanlar; ilişki emek istediğinde, sorumluluk almayı gerektirdiğinde, karşısındaki insanı tüketim nesnesi gibi kullanıp bir kenara atarak, yenisini bulma eğiliminde...  Ancak insanlığın şunu farketmeye çok ihtiyacı var; "Kaçtığın şey, ilişkide yaşadığın zorluklar ya da partnerinle yaşadığın çatışmalar değil. Kaçtığın şey bizzat kendinsin."  Tükenmişlik içindeki kişi, sadece yorgun olan kişi değildir sevgili dostlar. Aynı zamanda kendi yaşamında dengeyi kaybetmiş kişidir. Amerikan Psikoloji Derneği’nin (APA) 2022 raporunda, çiftlerin en sık ayrılma gerekçelerinden ilk ikisinin “tükenmişlik ve kopuş” olduğu belirtiliyor.  Bu durum literatürde genellikle "Emotional Disengagement" yani “duygusal geri çekilme” olarak adlandırılan psikolojik bir durum. Ve APA’nın araştırmaları, bu konuda çok önemli bi...

Psikolojik Sağlamlık Modası

Resim
Düştüğü Gibi Tekrar Ayağa Kalkıp Daha Güçlü Bir Şekilde İlerleyebilenlerin Sanatı "Bazıları güçlü doğar, bazıları ise hayatta kalabilmek için güçlü olmak zorundadır." (Anonim)  Bu bakış açısı, psikoloji dünyasında uzun süre tartışılan bir konuydu sevgili dostlar. İnsanların zorluklar karşısında gösterdiği direncin doğuştan gelen bir özellik mi, yoksa sonradan kazanılan bir beceri mi olduğu üzerine uzun yıllar araştırmalar yapıldı.  Ancak Stanford Üniversitesi'nden Psikolog Dr. Carol Dweck'in “Gelişim Zihniyeti (Growth Mindset)” üzerine yaptığı araştırmalar, bize bu konuda çok önemli bir gerçeği göstermiş oldu;  Psikolojik dayanıklılık, sadece doğuştan gelen bir yetenek değil, her insan için geçerli olacak şekilde “sonradan öğrenilen ve geliştirilebilen” bir beceridir.  Ayrıca bilmenizi isterim ki Psikoloji Bilimi ve Genetik Bilim disiplinleri arasında, genetik aktarımla psikolojik sağlamlığın doğuştan gelip gelmediğine dair çalışmalar ağırlık kazanmış durumda. ...

Cinsel İsteksizlik Üzerine...

Resim
Aşkların Gizli Krizi… Merhaba dostlar, Bugün çiftler arasındaki cinsel yaşama dair modern çağın salgınlarından biri olan cinsel isteksizlik üzerine bilgiler paylaşmak arzusundayım. Şimdiden hepinize iyi okumalar ve farkındalıklar dilerim. Yazı biraz uzun olacak... Önce Bilim: Nörobilim, Psikoloji ve tıp alanında yapılan araştırmalar, cinsel isteksizliğin sadece hormonlar veya fiziksel sorunlara bağlı olmadığını gösteriyor.  Dr. Emily Nagoski'nin ünlü "Gaz ve Fren Sistemi" metaforu, cinsel isteğin bir denge işi olduğunu ortaya koyuyor. Nagoski’ye göre; Vücudumuzda cinsel arzuyu artıran bir "gaz pedalı" olduğu gibi, stresi, yorgunluğu ve kaygıyı temsil eden bir "fren pedalı" da var. Modern hayatın getirdiği zorluklar, baskılar, stresli yaşam, bu fren pedalına daha fazla basmaya neden olabiliyor. Yani, aslında cinsel isteksizliğin kaynağı, yatak odasından çok, içinde yaşadığımız bu yorucu çağın kendisi olabiliyor… Psikoloji biliminde, cinsel isteksizlik,...

Yeniden Güvenmek Mümkün mü?

Resim
Merhaba dostlar, İnsanların tüm ilişkilerinde (iş ilişkileri, arkadaşlık ilişkileri, duygusal ilişkiler, aile ilişkileri vb.) güven duygusuna ihtiyacı vardır.  Psikoloji biliminde en yaygın kabul gören tanımına göre güven, "bir başkasının niyetlerine veya davranışlarına ilişkin olumlu beklentiler içerisinde olmak, o kişinin davranışlarından zarar gelmeyeceğine hatta fayda sağlanacağına dair inanç.” olarak ifade edilir. Ama konumuz bu değil. Konumuz, Romantik İlişkilerde kaybedilen güven duygusunu yeniden kazanmak. “Güvenin bir kez yıkıldı mı bir daha hiç kimseye güvenemezsin. ” “Güvenini kaybettiysen o ilişkiden fayda gelmez.”  Yukarıdaki sözleri muhtemelen sıkça duymuşsunuzdur. Popüler kültürde ve hatta birçok insanın kişisel deneyimlerinde, ihanetle sarsılan bir ilişkinin artık asla eskisi gibi olamayacağı inancı, adeta bir yaşam mottosu haline gelmiştir.  Oysa, ilişki psikolojisi alanında yıllarca çalışmış duayen isim Dr. John Gottman ve ekibinin yaptığı kapsamlı araş...