Narsisizm Salgını
"Biraz alçakgönüllü olabilseydim, mükemmel bir insan olacaktım."
Ted Turner
Merhaba sevgili dostlar,
Psikoloji ve sosyoloji alanında yapılan araştırmalar, özellikle 1980'lerden sonra doğan nesillerde narsisistik davranışların hızla arttığını gösteriyor. Amerikalı psikolog Jean M. Twenge 2010’da yaş kuşaklarını da kapsayan araştırmasında, 1980’lerden sonra doğanlarda görülen narsisistik eğilimin, önceki nesillere kıyasla daha yüksek seyrettiğini tespit etmişti.
J.M. Twenge yaptığı 10 yıllık araştırma sonuçlarını 2020 yılında yayınlamış ve raporunda bu durumu "Narsisizm Salgını" olarak adlandırmıştı.
Bu konuda yapılan birçok çalışma, özellikle sosyal medya uygulamalarının yaygınlaşması ile birlikte bu tabloyu dramatik bir şekilde doğrular oldu. Artık narsisizm, günlük yaşamın merkezinde sürekliliği olan “onay, ilgi ve beğeni” tatminiyle beslenme salgınına dönüşmüş durumda… (bence)
Narsisistik Kişilik Bozukluğu Nedir?
Narsisizm, insanın kendisine yönelik görkemli bir önem duygusuyla, özel ve benzersiz bir kişi olduğu inancıyla karakterize bir kişilik bozukluğudur. Empati eksikliği en belirgin narsisizm özelliğidir.
Narsist bireyler, çevresinde ilgi odağı olduğu, aşırı hayranlık görmesi gerektiği, takdir edilmesi gerektiği, onay alması gerektiği, özel olarak muamele görmeyi hak ettiği gibi görkemli inançlara sahiptir. Kendi yeteneklerini abartma eğilimindedirler. Kendilerini abartılı bir şekilde başarılı, yetenekli, üstün görürler.
Büyüklenmeci (Grandiyöz) ve kibirli davranışlar baskındır. Çerçevesindeki insanları, o insanların başarılarını, duygularını, düşüncelerini, davranışlarını küçümseyici, değersizleştirici davranışlar sergiler. Kıskançlık duygusu güçlüdür, ancak herkes tarafından kıskanıldığı fikrine sahiptirler.
Tanıdık geldi mi?
Saydığım kriterlerden beş tanesi örüntü halinde bulunan kişilere narsisizm tanısı konabilir. (Psikolojide örüntü, bireylerin yaşamları boyunca sürdürdükleri tekrarlayıcı davranış, tutum, düşünce ve duygusal kalıpları ifade eder.)
Kimlere Narsist Diyemeyiz?
Narsisistik kişilik bozukluğu tanısı, yukarıda saydığım özelliklerin sürekli tekrarlanması durumunda kabul görür. Belirttiğim özellikleri zaman zaman gösteren, nadiren gösteren insanlara narsist denmez. Denmemeli.
Her bencil ve kibirli davranışa narsist etiketi yapıştırmamalıyız sevgili dostlar. Bencil demeliyiz, kibirli demeliyiz, egoist demeliyiz ama insanlara çaaaat diye narsist etiketi yapıştırmamalıyız. Ayrıca çocukluk ve ergenlik çağında görülen narsisistik tutum ve davranışların sağlıklı bir gelişimin parçası olduğunu da unutmamalıyız.
Çünkü Narsisizm Bir Spektrumdur
Yani narsisizm siyah-beyaz bir mesele değildir. Bir insan ya “narsisttir” ya da “narsist değildir” gibi keskin çizgilerle düşünmek doğru değildir. Modern psikoloji bize narsisizmin belirli bir spektrum üzerinde yer aldığını söyler.
Çünkü psikoloji bilimine göre, her insanın kendiyle barışık olması için kendisini beğenmeye, kendisini sevmeye ihtiyacı vardır. Özsaygı, kendine güven, kendini değerli hissetme gibi duygular, kişiliğin sağlıklı gelişimi için elzemdir. Bir çocuk, “ben önemliyim” duygusunu yaşamadıkça özgüvenini inşa edemez.
Bazı insanlar, belli dönemlerde daha fazla onay ihtiyacı duyabilir, başarılarını abartabilir ya da çevresinin ilgisini çekmeye çalışabilir. Bu davranışlar süreklilik göstermediği sürece, kişilik bozukluğu sayılmaz. Sorunlu olan durum, patolojik narsisizmdir. Yani Narsisistik Kişilik Bozukluğunun kendisidir.
Büyüklenmecilik, empati yoksunluğu, başkalarını değersizleştirme ve aşırı hayranlık beklentisi kişinin yaşamında kalıcı bir örüntü haline gelmişse, bu klinik düzeyde bir kişilik bozukluğunu işaret eder. Bu noktada narsisizm artık kişiye değil, çevresine de zarar verir.
Bu spektrumu bilmek çok önemlidir. Çünkü:
Her kibirli insana “narsist” demek, kavramın anlamını gerçeklikten ve öneminden uzaklaştırır. Aynı zamanda, narsisistik kişilik bozukluğunu önemsizleştirmek, Narsistin çevresindeki insanlara verdiği zararı küçümsemek olur.
Sonuçta mesele şudur: Hepimiz belli bir noktada narsisistik eğilim gösterebiliriz. Önemli olan, bu özelliklerin bizim hayatımıza, çevremizdeki insanlara ve ilişkilerimize zarar verip vermediğidir…
Klasikleşen Sosyal Medya Eleştirisi
Sosyal medya platformları, narsisizm için mükemmel bir kuluçka merkezi sevgili dostlar. Çünkü platformların özü, kullanıcılar için görülme ve onay ihtiyacını karşılayan bir yapıya sahip. Ve zaman içerisinde kullanıcılar tarafından paylaşılan her fotoğraf, her hikaye, özenle sergilenen bir performansı yansıtarak adeta varoluş gösterisine dönüştü.
Böyle düşünen bir tek ben değilim tabii ki dostlar :))
Mesela, Keith Campbell ve J.M Twenge’in ortak kaleme aldığı ve 10 yıllık çalışmayı kapsayan sonuçları kaleme aldıkları “Narsisizm Salgını” adlı kitaplarında, sosyal medya kültürünü narsisizmin yakıtı olarak tanımladılar.
Çağdaş Filozof Byung Chul Han "Şeffaflık Toplumu" adlı kitabında, günümüz toplumlarında "şeffaflık" adı altında, her şeyin sürekli teşhir edildiğini söyler. Ve bu teşhir davranışının, dışsal onaya bağımlı narsisizmi güçlendirdiğini savunur. Han'a göre sosyal medya platformlarında var olma çabası, bir öz-sömürü biçimine evrildi ve kullanıcıyı platformda tutmak için teşhirci davranışlara yöneltiyor. Birey, içsel derinliğini (içselliğini) yok ederek, kendini sadece tüketilebilir, sayılabilir ve gösterilebilir bir imaja indirgiyor. Narsisizm bu ortamda, "Beğenilmek için var olma" felsefesine dönüşüyor. Byung Chul Han bu düşüncesiyle teşhirin, bireyin özbenliğini yok ettiğini ve onu narsisistik personaya hapsettiğini ifade etmektedir.
Modern Çağ Filozofu Slavoj Zizek, sosyal medya ve modern kapitalist kültür bağlamında narsisizmi sıkça eleştirir. Bireylerin kimliklerini birer “görünürlük projesi” olarak sürdürmeleri üzerine yorum yapar: “kendi imajıyla var olma çabası” gerçek benliği tüketir. Ayrıca Zizek, “ideoloji makineleri” terimini kullanarak sosyal medyanın insanları görünür olma arzusu üzerinden şekillendirilen bir tüketim nesnesine dönüştürdüğünü belirtir.
Araştırmacı Akademisyen Aurélien Daudi bir makalesinde, Instagram ve benzeri platformlarda bedenin gösterilmesini (öz sunum) öz-seksüelleşme (Self-sexualization) olarak tanımlamıştır. Ve bu davranışın narsisistik boyutunu kullanıcının kendi beğendiği imaj-beden pozlamasını gösterme, yani "kendi bedeninde beğendiği bir özelliği özsunumla sergilemek ve beğeniye sunmak" üzerinden ifade etmiştir. (The Culture of Narcissism: A Philosophical Analysis of 'Fitspiration' and the Objectified Self adlı makale.)
Sosyal medya uygulamalarında kullanıcıların narsisizm eğilimi üzerine yapılan araştırmalarla ilgili kaynakları ve detaylarını yazının en altında paylaşacağım sevgili dostlar.
Peki Ne Olacak Böyle? Narsisizmin Panzehiri Ne?
Toplumda artan narsisizm, dış onaya bağımlı, kırılgan bir egodan kaynaklanıyorsa sevgili dostlar, panzehir şudur; odağı dışarıdan içeriye çeviren ve benliği başkalarının gözüyle değil, kendi gerçekliğiyle kabul eden eylemler...
Psikolog Kristin Neff'in savunduğu "Öz Şefkat" duygusu, panzehirin uygulanması için çok önemli. Doğrudur çünkü öz şefkat, bireyin dışarıdan gelen hayranlığa olan ihtiyacını azaltır, dışarıdan onaya ihtiyaç duymadan da kendi değerini bilir. Dolayısıyla da narsistik çöküşten korunur.
Narsisizmin en yıkıcı etkisi, empati eksikliği ve ilişkileri kendi ihtiyaçlarını gidermek için bir araç olarak görmesidir. O zaman Panzehir, başkalarını dinlemeye, anlamaya çaba harcamaktır. Bu odağı tersine çevirmek empati pratikleriyle mümkündür. Sürekli "alıcı odaktan" çıkıp, alıcı ve verici dengesinde odaklanmak panzehir olacaktır. Çevremizdeki insanları araç ya da nesne olarak görmeden, onlarla kurulan ilişkiyi de bir performans olarak değerlendirmeden yaşamaya odaklanmak empatik panzehirdir.,
Özgün olmak, kendiliği ve benliği olduğu gibi kabullenmek, beraberinde, kusurları, hataları ve kırılıganlığı kabullenmek narsisizmin karşısındaki panzehirin ta kendisi olabilir.
Sosyoloji bize gösteriyor ki, aidiyet duygusu artan bireyde narsisizm azalıyor. Aşırı ben odaklı yaşamaktan vazgeçip yeniden mahalle kültürünün, kolektif etkinliklerin, gönüllülüğün güçlenmesi sağlanabilir. Bu bilinç düzeyine erişmek çok kıymetlidir sevgili dostlar. İnsanlarla ilişkilerde güvensizliğin ortadan kalkmamasının nedeni aidiyet hissinin, bağ kurmanın eksikliği ve aşırı ben odaklılık değil midir? Herkes aşırı ben odaklı olacaksa seni kim ne yapsın canım kardeşim?
Yüzeysel ilişkiler narsisizmi güçlendirir. Derin bağlar içerisinde olan insanlar kendi gerçekliğiyle kabul gördüğü için kendisiyle sağlıklı bir bağ kurabilir. Gerçek aşk duygusu, sıkı dostluk, mutlak sadakat ve mahremiyet duygusal ilişkiler boyutunda narsisizmin panzehiridir. Erich Fromm’un “Sevgi, insanın narsisizmden çıkış yoludur.” sözleri bu noktada çok anlamlıdır;
Ve sosyal medya...
Sosyal medya günümüz narsisizmini yaşayan bir kültür haline getirdi. Panzehir ise elbette sosyal medyanın bilinçli kullanımı... Gösteriş için değil, anlam ifade ettiği için paylaşımların sunulması, kendi benliğini ekranlardaki kimlikten ayırabilmek... “sanal hazdan” uzaklaşmak. Bunlar günümüzde narsisistik eğilimden kurtulmak için en önemli ilaç olabilir.
Sosyal medya günümüz narsisizmini yaşayan bir kültür haline getirdi. Panzehir ise elbette sosyal medyanın bilinçli kullanımı... Gösteriş için değil, anlam ifade ettiği için paylaşımların sunulması, kendi benliğini ekranlardaki kimlikten ayırabilmek... “sanal hazdan” uzaklaşmak. Bunlar günümüzde narsisistik eğilimden kurtulmak için en önemli ilaç olabilir.
Özetle dostlar;
Toplumda artan narsisizmin panzehiri, empati + dayanışma + gerçeklikle yüzleşme + derinliği olan sağlıklı ilişkiler + bilinçli sosyal medya kullanımı olarak ifade edilebilir. Bunların aksiyle yaşamını sürdüren bireylerin oluşturduğu toplumsallaşma, kaçınılmaz olarak narsisizmi bireysel bir sorun olmaktan çıkarıp, toplumu sosyokültürel çöküş açısından büyük bir soruna dönüştürür.
Toplumda artan narsisizmin panzehiri, empati + dayanışma + gerçeklikle yüzleşme + derinliği olan sağlıklı ilişkiler + bilinçli sosyal medya kullanımı olarak ifade edilebilir. Bunların aksiyle yaşamını sürdüren bireylerin oluşturduğu toplumsallaşma, kaçınılmaz olarak narsisizmi bireysel bir sorun olmaktan çıkarıp, toplumu sosyokültürel çöküş açısından büyük bir soruna dönüştürür.
Unutmayın ki; narsizm, sürekli bir kimlik inşa etmektir dostlar. Özgünlük önemlidir çünkü özgünlük kim olduğunu keşfetmiş olmaktır. İnsan özbenliği ile ne kadar sağlıklı ilişki kurmuş ise başkalarının ilgisine, hayranlığına, onayına bir o kadar az bağımlı hale gelir.
Okuduğunuz için çok teşekkür ederim.
Bu yazının kaynakları aşağıda olacak.
Bir sonraki yazımız “İlişkilerdeki Güç Savaşları” adlı yayında tekrar görüşmek üzere.
Huzurla, mutlulukla ve sevgiyle kalın lütfen.
Sosyal Medya ve Narsisizm ilişkisini konu alan bilimsel çalışmalar ve kaynaklar:
- “Narcissism and Social Media Use: A Meta-Analytic Review”
(McCain & Campbell, 2018)
62 farklı örneklem içeriyor. Toplamda 13.430 kişi kapsayan bir araştırma.
Bulgular: “Büyük benlikli narsisizm” ile sosyal medya kullanımı arasında olumlu ilişkiler var. Özellikle fotoğraf paylaşma, selfie çekme (özellikle beden sunumu), takipçi/arkadaş sayısı ile istatistiki olarak anlamlı bağlar saptanıyor. Bu araştırma bize gösteriyor ki, sosyal medya sadece narsistik bireylerin kendini gösterme ihtiyacını beslemekle kalmıyor, beraberinde narsistik davranışları açığa çıkarıyor.
Bulgular: “Büyük benlikli narsisizm” ile sosyal medya kullanımı arasında olumlu ilişkiler var. Özellikle fotoğraf paylaşma, selfie çekme (özellikle beden sunumu), takipçi/arkadaş sayısı ile istatistiki olarak anlamlı bağlar saptanıyor. Bu araştırma bize gösteriyor ki, sosyal medya sadece narsistik bireylerin kendini gösterme ihtiyacını beslemekle kalmıyor, beraberinde narsistik davranışları açığa çıkarıyor.
- “Narcissism and Social Networking Behavior: A Meta-Analysis”
(Gnambs & Appel, 2018)
4 Kıta, 25 Ülke ve 30 Üniversite aracılığıyla, 25.000+ kişilik çalışma.
Bulgular: Grandiöz (Büyüklenmeci-Gösterişli, “Aşırı Ben Merkezci”) narsisizm türü ile sosyal medya aktiviteleri (görüntü sunma, statü güncellemeleri) arasında orta düzeyde ama tutarlı ilişkiler sunuyor.
Kültürel farklar dikkat çekici. Türk toplumunda, Ortadoğulu toplumlar gibi bu eğilimler daha güçlü görünüyor. (Çin, ABD’de kullanıcılar da güçlü eğilim göstermiş.)
- “Kırılgan Narsisizm (Vulnerable Narcissism) ve Aşırı Hassasiyet / Egosantrizm” araştırması.
(Annen, Nakkas, Sadeghi Bahmani, Gerber, Holsboer-Trachsler & Brand)
Bu çalışmada, narisistik kişilik özelliklerinin alt türü olan “Kırılgan Narsisizm” inceleniyor. Özellikle aşırı hassaslık, “beğeni kaygısı”, eleştirilere aşırı tepki verme gibi davranışlarla sosyal medya kullanımı arasında bağ mevcut.
- “Vulnerable Narcissism as Key Link Between Dark Triad Traits, Mental Toughness, Sleep Quality and Stress”
Bulgular: Sosyal medya “beğeni” kültürünün, kırılgan narsisizmi besleyen çok güçlü bir mecra haline geldiği ifade edilmiş. İnsanın onay alma, görünür olma arzusunu sürekli canlı tutması sebep gösterilmiş. Bu eğilimlerin, modern bireyin psikolojik dayanıklılığını zorladığı, sürekli bir benlik doğrulama çabası yarattığı, duygusal tükeniş ve ilişkilere zarar veren şekillerde ortaya çıktığı tespit edilmiş.

Yorumlar
Yorum Gönder