İlişkilerde Güç Savaşları - Patron Kim?

Merhaba sevgili dostlar,

Bir akşam kalabalık bir arkadaş grubuyla çıktığımız hafta sonu sosyalleşme etkinliğinde, evliliğinde sorunlar olduğundan şikayet eden Şuayip (gerçek adı değil) eşi Dürdane (gerçek adı değil) ile bir aradaydık. 

Çok sevdiğim bir ağabeyimin Yalova’da turizm amaçlı inşa ettiği karavan kampında keyifle gezip tozup, karnımızı doyurduktan sonra, etrafında hep birlikte sohbetler ederek kaynaşacağımız bir Cumartesi gecesi kamp ateşi yaktık. Her şey olabildiğince güzel gidiyordu.

Ateşin etrafında oturup şaraplarımızı lıkırdatırken, Şuayip ile Dürdane’nin giderek dozu artan didişmeleri başladı. İkinci kadehlerden sonra sanki geri kalanımız orada değilmişiz gibi sürekli inatlaşarak anlaşamadıkları konular üzerine münakaşa ediyorlardı. Ve her ikisi de sıklıkla haklılığını ispat etmek için bizim oradaki varlığımızı hatırlıyor, durmadan bizden onay almaya çalışıyorlardı.

“Haksız mıyım ama?" - "Sizce de öyle değil mi?" - "Bunun neresi yanlış?”

Haksızsınız, bence öyle değil ve siz bu evlilikte her şeyi yanlış inşa etmiş iki geri zekâlısınız. Böyle söylemedik tabii ki hiçbirimiz ama… hepimiz aynı düşüncedeydik.

Sorun cinsel yetersizlikleri miydi, yoksa o hafta işleri kötü mü gitmişti bilmiyorum. Ama Şuayip denen arkadaşın davranışlarından rahatsızlık duymaya başlıyor, Dürdane'yi savunma ihtiyacı hissediyordum. Aramızda Şuayip ile 15 yıllık tanışıklığı olan ama eşi Dürdane ile sadece belki sadece bir kaç saat geçirmiş arkadaşlarımız vardı. (Motosiklet Kulübü, Halı saha maçları gibi erkeksi etkinlikler nedeniyle…)

Şuayip denen dallama arkadaşım, yeni yeni arkadaş ortamımıza katılıp, bizimle samimiyet kuracak fırsatı bulmuş iki yıllık eşini “Saçmalama lan!”, “Salak mısın kızım?”, “Mal mal konuşma!” diyerek aşağılıyor muydu yoksa ben şarabı fazla mı kaçırmıştım? 

O geceden sonra Şuayip ile aynı ortamlarda sosyalleşme faaliyetlerine katılmadım. Arkadaşların ortak etkinlik davetlerini “Şuayip varsa ben yokum.” diyerek reddettim.

Çünküsü, yazının geri kalanında sevgili dostlar… Hepinize iyi okumalar 🙂 


İlişkilerde Gizli Zehir

Psikolog Alfred Adler, insan davranışının temelinde "güç istemi" (Will to Power) olduğunu öne sürer. Sağlıklı bir ilişkide bu güç, partneri ezmek için kullanılmaz. Partnere destek olmak, ilişkiye katkı sağlamak, ortak alanları korumak ve ilişkiyi sürdürülebilir kılmak için kullanılır.

Ama Şuayip’in eşine karşı kullandığı o aşağılayıcı dil, hayat arkadaşına karşı kullandığı sözcükler Şuayip’in en kirli duygularını yansıtıyordu;
Küçümseme (Contempt). 

John Gottman’a göre ilişkilerdeki küçümseme davranışı, kopuşa ve ayrılığa (boşanmaya) giden bir numaralı tehdit. Ve ilişkilerdeki güç mücadelesi, tam da bu küçümseme, aşağılama, alaycılık, değersizleştirme gibi toksik davranışlarla tetiklenir sevgili dostlar.

Nedir Bu Güç Mücadelesi?

Güç Mücadelesi (Power Struggle), bir ilişkide karar alma, kaynakları yönetme ve duygusal atmosfer üzerindeki kontrolü ele geçirme amacıyla partnerlerin birbirleriyle farketmedikleri bir rekabete girişmeleridir. 

Bu mücadelenin sağlıklı alternatifi ise Paylaşılan Güç (Shared Influence) veya Ortak Etki'dir. 

Gottman Enstitüsü'nün bulguları, ortak etki dengesi yaratan davranışlarla sürdürülen ilişkilerin, güç dengesini bozan davranışların olduğu ilişkilere göre yüzde 81 daha fazla sürdürülebilir (sağlıklı veya başarılı ne derseniz deyin) olduğunu tespit etmiştir.

Çağımızın narsistik eğilime sahip insanları, kompleksleriyle, ben odaklılıklarıyla, saygısızlıklarıyla, empati eksiklikleriyle, kibirleriyle birlikte güç mücadelesini kaçınılmaz hale getiriyor. Çünkü tıpkı Şuayip’in yaptığı gibi, bireyin dışsal onaya bağımlı olan egosu, taviz vermeyi bir zayıflık, teslim olmayı ise kimliğinden vazgeçmek olarak algılıyor. (Bu algı kompleksif davranışları tetikleyen düşünce kalıplarına dönüşmüştür.)

Duygusal çekilme, pasif agresiflik veya Şuayip'in yaptığı gibi, aşağılama (Hem de başkalarının önünde) eylemleri, birer güç gösterisidir. Bu, bir şekilde "Ben senden üstünüm ve bu ortamda kimin sözünün geçeceğini gösteririm" ifadelerini hayata geçirme arzusunu ortaya koyma şeklidir.

John Gottman, çiftlerin mutluluğunu görünür kılan en güçlü faktörlerin, partnerler arası etkileşimin karşılıklı dengede olduğu davranış ve yansıtmalar olduğunu söyler. Şuayip’in tavrı gibi, saygısız, küçümseyen (hakaretamiz) katı ve kazanmaya odaklı bir zihin yapısı, ilişkinin ömrünü kısaltır. (Evliliğin durumunu sona sakladım kıh kıh kıh...)

Ama psikolojik açıdan bakıldığında çoğu zaman güç mücadelesinin bir savunma mekanizması olduğu görülebilmektedir. Kırılgan olmaktan, incinmekten veya kontrol edilmekten korkan kişi, karşıt hakimiyet oluşturarak kendini koruma çabasına girişmiş olabilir. Ama temelde motivasyon kaynağı ne olursa olsun ilişkilerde hakimiyet kurma arzusu, yakınlığın en büyük düşmanıdır.

Şuayip ve Dürdane’nin bizi maruz bıraktığı ortamda tanık olduğumuz gibi, bir çiftin karavan kamp mı yoksa çadır kampı mı konusunda saatlerce süren didişmesinin, mobilya seçimi üzerindeki inatlaşmanın, yani arkadaşlarla bir araya gelerek keyifli vakit geçirmek üzere toplandığımız bir Cumartesi gecesi ateş başında edilen münakaşanın asıl amacı, kimin iradesinin baskın çıkacağı üzerine kurulan bir güç mücadelesidir. Bu mücadele sürerken, ilişkinin enerjisi azalır ve en basit karar alma teşebbüsü dahi mutsuzluk kaynağı haline gelir.

İlişkilerde bir "lider" olmalı mı?

Sağlıklı bir ilişki, liderlikle ya da hiyerarşik yapıyla değil, ortak kararlar, işbirliği, saygı, eşitlik ve adalet ilkesiyle yürür. 

Güç sabit değil, esnek olmalıdır ve yetkinlik, beceri, tecrübe dahilinde, alanına göre partnerler arasında el değiştirmesi doğaldır. Dominasyon, ilişkinin yükünü mutlaka tek bir tarafın omzuna yükler.

Güç mücadelesi, aşkın bitmesi ve ilişkinin sona ermesi demektir. Çünkü güç mücadelesi, yakınlığın çatışma aşamasında takılı kaldığı anlamına gelir. İlişkinin olgun bir seviyeye geçemediğinin göstergesidir. Çatışmalar derinleşir, değersizlik hissi baskınlaşır ve domine edilen taraf mücadeleden bir gün mutlaka vazgeçer.

Çıkış Yolu!

Bir tarafın ilişkiyi güçle kontrol ettikçe diğer tarafın pasifleşerek kendiliğini yitirmesi, değersizlik hissetmesi veya karşı güçle tepki koymasıdır. İlişkilerde güç savaşının en büyük tuzağı, her halükarda daha fazla çatışmaya neden olmasıdır. Bu kısır döngüden çıkmanın tek yolu karşılıklı saygı, eşitlik çerçevesinde sağlıklı iletişim kurmaktır.

Burada en önemli nokta şu sevgili dostlar;
Güç savaşını “kazanan” kimse yoktur. Kazanılmış görünen tek şey, bir tarafın kırılmış benliği, diğer tarafın ise sahte üstünlüğüdür. Mutlak kaybeden aşktır.

Psikolojik sağlamlığı olan ve sağlıklı ilişkide bulunan çiftler, güç savaşı yerine farklı fikir ve düşünce içerisinde olabileceklerini kabul etmeyi, birbirlerini dinlemeyi, anlamayı, empati kurmayı ve ilişkideki sorumluluğu paylaşmayı öğrenir. Tıpkı Gottman’ın çok sevdiğim aşk tabiri gibi “Birlikte bir takım olabilmek.” ifadelerini ilişkide yaşatırlar… Kazanan ilişkideki iki kişi olur. Mutlak kazanan aşktır.

Sevgili dostlar, bir ilişkinin ateşini diri tutan karşılıklı güç savaşlarını kazanmak uğruna, partnerimizi küçüçmsemek, aşağılamak, zorbalamak, kırmak değil; saygı, sevgi ve güven duygusudur. Şuayip ile Dürdane’nin kamp ateşi başındaki tartışması sadece bir akşamı zehir etmek değildi. Farkında olmadan birbirlerinin ruhunu zehirlemekti.

Sonra çift terapisi alıp ilişkilerinde sorunların önemli bir kısmından kurtulmaya çabalar oldular. Takım olmayı başardılar mı bilmiyorum ama takımlarına dünya güzeli bir bebek katarak bir kişi kalabalıklaştılar. 

Şimdi Soruyorum size;
Aşk dediğimiz şey, “kim daha güçlü” yarışına düşecek kadar ucuz bir duygu mu?
Peki ya aşık olduğumuz insan?

Eğer cevabınız “hayır” ise, o zaman siz de insanları birbirine kazandıran, bağlayan, mutluluk ve huzur veren sevgi gibi bir duyguya değer veren harmoninin mis yürekli bir parçasısınız. İyi ki varsınız. 

Okuduğunuz İçin Teşekkürlerimle
Kitap önerileri aşağıda.
Sevgiyle kalın.

Cemal M. Bulut

Kitap Önerileri

İlişkilerdeki güç dinamiğini anlamak ve sağlıksız dinamiklerle mücadelede ederken işbirliğini öğrenip sağlıklı bir ilişkiye dönüşüm sağlamak için;

  • Sevdiğini Elde Et (Getting the Love You Want) - Harville Hendrix 

İlişkilerdeki çatışmaların ve güç mücadelelerinin genellikle çocukluktaki bilinçdışı ihtiyaçlardan kaynaklandığını anlatan ve bilinçli ortaklığa geçiş yollarını gösteren bir eser.

Önceki yazılarımda da önerdiğim kitapları yine önereceğim

Evliliği Sürdürmenin Yedi İlkesi - John Gottman
Mahremiyetin Peşinde - Esther Perel 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kitap Önerisi - Küçük Prens

Kitap Önerisi - İnsanlığımı Yitirirken

Sen Kimsin? Benlik-Kişilik ve Değişim