Kitap Analizi ve İnceleme: İnsanı Tanıma Sanatı - Alfred Adler
Merhaba sevgili dostlar…
Alfred Adler, Freud ve Jung ile birlikte Psikoloji biliminin devrimci isimlerinden birisidir. Ancak benim için Adler, değeri yeterince anlaşılmamış bir bilge, gerçek bir filozof ve insanlığa bahşedilmiş bir hazinedir.
Adler'in Psikoloji bilimine kazandırdığı sayısız bakış açısı bulunuyor. Bireysel Psikoterapi ekolünü oluşturmuş ve çalışma hayatı boyunca bu alana katkı sağlamış bir psikiyatrist kendisi.
Psikoloji bilimi tarihinde; insanı ilişkiler üzerinden güç dinamikleriyle birlikte inceleyen ilk bilim insanıydı Adler. Bu nedenle bu kitabı okumak isteyen sevgili dostlar için eserde geçtiği haliyle Adler'in çalışma yaşamından psikoloji dünyasına kattıklarına kabaca değinmeliyim diye düşündüm.
Adler’in Psikoloji Dünyasına Kattığı Temel Kavramlar
İnsan doğasında “aşağılık duygusu” evrenseldir ve yaşam boyunca insan üretkenliğinin, insan yaratıcılığının kaynağıdır.
Tüm davranışlar “amaca” bağlıdır.
“Sosyal ilgi” toplumsal çıkarlar için çaba göstermeyi içerir.
“Yaşam tarzı” bireyin davranış ve tutum örüntülerini kapsar.
Ayrıca Adler “Benlik ve Kişilik” konularında; Freud'un biyolojik-deterministik görüşünden ayrılarak, sosyal-psikolojik yaklaşıma yönelmiştir. Kişiliği bütünleşmiş ve tamamlanmış parçalar olarak görmüştür. Davranışların belirlenmesinde bilinç ve “öznel gerçeklik” önemlidir.
Bugün ruh sağlığı uzmanlarının benimsediği neredeyse tüm ekoller, Adler’in "öznel gerçeklik" kavramı üzerine kurulmuştur. Çünkü insan psikolojisinin iyi ya da kötü oluşunda belirleyici olan en önemli unsur; insanın kendi gerçekliğinin, yaşamının gerçekliğine uyumlu ya da uyumsuz olmasıdır.
Adler’in oluşturduğu Bireysel Psikoterapi ekolünün yaklaşımları şunlardır;
Kişilik gelişimi yaşamın ilk 6 yılında başlar.
Doğum sırası ve kardeş ilişkileri insan kişiliği üzerinde etkilidir.
Üç temel yaşam ödevi: sevgi, sosyal çevre ve iştir.
“Sosyal ilgi” ve etkinlik, kişilik tipolojisinde belirleyicidir.
Size anlatacağım bu kitabı yaklaşık beş sene arayla dördüncü kez okudum. Çünkü Adler’i ve onun anlattığı şekilde insanı anlamaya çalışıyorum. Çünkü insan psikolojisinin fonksiyonlarına dair sorulacak bütün sorulara bu eserle yanıt verdiğini düşünüyorum.
İnsanı Tanıma Sanatı Kitabı Hakkında
Alfred Adler’in "İnsanı Tanıma Sanatı" (orijinal adıyla Menschenkenntnis / Understanding Human Nature) adlı eseri insanın bütüncül yapısını işlediği bir başyapıttır.
Neredeyse 100 yıl önce, 1927 yılında basılan bu eserde anlatılan insan davranışlarının dinamikleri, psikoloji bilimi dünyasında geçerliliğini koruyor. Okurlarına insanı anlatırken, insanın kişilik gelişimi, aşağılık–üstünlük duyguları, yaşam tarzı, ilişkileri ve yaşam motivasyonları öğreti niteliğinde anlatılıyor.
Kitap boyunca, bir çocuğun yanlış ya da yasak olan davranışları neden tekrar ettiğinden, bir yetişkinin öfkesinin ardındaki kırılganlığa kadar birçok örnek okuyoruz. Ve Adler’in bu yanlışlara, yasak olan davranışlara, öfkeye, kırgınlığa yaklaşımının ne kadar insani, yani şefkatli ve merhametli olduğunu görüyoruz.
Adler’e göre; Bir davranışı yalnızca davranış olarak değil, bir tarih, bir ihtiyaç, bir anlam olarak görmek gerekiyor. Bir insanı anlamak, onu çözümlemekten değil, onu davranışa iten iç dünyasıyla, yani duygularıyla, düşünceleriyle, yaşamıyla, tarihiyle (gemişiyle), ilişkileriyle (bebeklikten itibaren) görmekten geçiyor.
“İnsan yanlış yapar, çünkü daha iyi bir yolu henüz bilmiyordur.” A. Adler
Kişisel Bakış Açısıyla İnsanı Tanıma Sanatı
Bu kitabı okurken, sık sık kendimi ve yakın çevremi düşündüm. Hatta eğitimlerde katılımcılara anlattıklarımı, insanlara öğretmeye çalıştıklarımı düşündüm durdum. Bize öğretilenler, terapi odalarından yansıyan vakalar ve olgular düşüncelerimde uçuşup durdu.
Çünkü Adler’in anlattığı her örnek ve işlediği her olgu, bugün terapi odalarında psikologların karşısına çıkan insan hikâyelerinin tam ortasından geçiyordu. Eğitimlerde anlattığımız sağlıklı insan ilişkileri konularının altını tekrar tekrar çiziyordu.
Bu kitapta okurlar için en çarpıcı olanın şu farkındalık olacağını düşünüyorum;
İnsan, güçlü görünmeye çalışırken, aslında zayıf bir yönünü saklıyordur. Bu nedenle bile isteye “kötü niyetli” davranışları seçmiyorlardır. Bu nedenle insanlara herhangi bir tepki göstermeden önce “Acaba neden böyle davranıyor?” sorusunu sormaya başlamamız gerekir.
Yazarın Dili ve Üslubu
Adler’in üslubu, klinik gözlem ile kuramsal açıklamayı aynı çizgide tutan bir fenomenolojik anlatı niteliğinde sevgili dostlar.
Yazım tekniği açısından öne çıkan özelliklerin başında sistematik düşünce akışı geliyor. Adler, Bireysel Psikoloji’nin temel taşlarını katmanlı olarak işlerken sırasıyla Aşağılık Duygusu, Üstünlük Çabası, Yaşam Tarzı ve Toplumsal İlgi konularını sistematik biçimde aktarıyor.
Paragraflar, neden-sonuç ilişkisi üzerine kurulmuş. Her bölüm, insan davranışının ayrı bir yönünü ele alıyor ve kendi içinde tutarlılığı net bir biçimde görülüyor. Çünkü Adler soyut teorisini somut örneklerle ilişkilendiriyor. Vakalar, olgular ve analizleri, teorilerini daha anlaşılır kılıyor.
Derinlikli fikirlerini yalın bir dille anlatmış. Teknik terminoloji kullanımı sınırlı olmasına rağmen etkili kullanmış. Bilimsel kavramları anlatırken retorik sadeliği korumuş. Kitabı kuru bir akademik metinden çıkarıp insana dokunan bir “okuma deneyimi” hâline getirmeyi başarmış.
Adler, yer yer aforizmik ve metaforik cümleler kullanmış. Analitik bir metin olmasına rağmen, düşünsel çağrışımı genişleterek okurunun hem zihnine hem duygularına hitap etmek istemiş. Umarım bende bıraktığı etkiyi sizde de bırakır.
Alıntılar
“Her davranış, bir amacın ifadesidir.”
Hiçbir öfke, hiçbir kırgınlık boşuna değildir. İnsan, tepki, tavır ve davranışlarıyla ya bir şeyi korur ya da bir şeyi telafi eder.
“Aşağılık duygusu gelişimin temel taşıdır.”
Bu satır, eksiklik hissetmenin aslında bir motivasyon çağrısı olduğunu anlatıyor. Kitabı her okuduğumda kusurlarıma karşı biraz daha yumuşak davranıyorum. Çünkü herkes gibi komplekslerim var. Zaman zaman alınganlığımı diriltip beni geri çeken komplekslerimin sağlıksız olduğunu fark ediyorum. Yetersiz hissettiğim konularda kendimi yetkin kılmaya çalışıyorum.
“Bir insanı ancak onun yaşam tarzını kavradığımızda anlayabiliriz.”
Davranış bir ‘an’ değildir sevgili dostlar. Davranışlar bir ‘örüntüdür’.
Tekrarlayan davranışların bütününü görmek, insanın başkalarını ve kendisini yargılamasını ortadan kaldırabiliyor. Kaldı ki iyi insan olmak da başkalarının kusurunu görmeden önce kendi kusurunu görmekten geçiyor.
Kitabın Güçlü ve Zayıf Yanları
Güçlü Yanları
Adler’in Bireysel Psikoterapi yaklaşımı hakkında bilgi edinmek açısından referans alınacak tek kitap.
Çünkü bireysel psikoterapi yaklaşımı da yazarın kendisine ait... :)
Kavramları insani örneklerle ve gerçek vakalar üzerinden anlatması nedeniyle, Psikolojiye ilgi duyan insanlar için oldukça öğretici bir eser. Okura hem teorik hem pratik bir perspektif kazandırıyor olması kitabı etkileyici kılan en önemli özelliği.
İnsan ilişkilerini anlamak için de derinlikli bir yapıt.
Zayıf Yanları
Kavramlar dönemsel terminolojiyle anlatıldığı için modern psikolojiye alışkın okurlara demode gelebilir.
Bazı bölümler uzun süreli okuma deneyimini zorlaştıracak kadar yoğunlaşabiliyor.
Yabancı kaynaklı edebiyat sayfalarında içeriğin düşünsel bir çerçeve sunduğu eleştirisiyle sistematik uygulama yöntemlerinin sınırlı olduğu eleştirisi dikkatimi çekti. Hiç bu açıdan düşünmemiştim ama bu eleştirilerin haklılık payı olabilir diye yorumlayacağım.
Sonuç olarak sevgili dostlar;
Benim için bu kitap yalnızca Bireysel Psikoterapi ekolünün bir anlatımı değil; bir insanı en uzlaşmaz çatışmalarda bile anlamanın yollarını hatırlatan bir rehber oldu.
Adler, insana bakışı daha kapsayıcı hâle getiriyor. Birinin öfkesini gördüğümüzde, ardındaki kırılganlığı görmeye çalışmalıyız. Birinin içine kapandığını gördüğümüzde bunun bir savunma ya da korunma ihtiyacıyla ortaya çıktığını anlamalıyız. Birinin gerçekliği olmayan küçümseyici davranışlarına maruz kaldığımızda, bunun aslında bir yetersizlik çığlığı olduğunu bilmeliyiz.
"İnsanı Tanıma Sanatı" adlı kitap, sadece başkalarını anlamak için değil, en başta kendimizi anlamak için kaleme alınmış bir kitap sevgili dostlar. Bize, eksikliklerimize takılıp düşmeden ilerlemeyi öğretirken, mutluluğun bencillikte değil aidiyette yattığını anlatıyor.
Bu kitap; bütünlük, amaç ve sorumluluk arayan her okur için gerçek bir öğreti niteliğinde. Okumaya başladığınızda, artık başkalarına ve kendinize aynı gözle bakacağınızı zannetmiyorum.
Okuduğunuz için teşekkürlerimle dostlar.
Sevgiyle ve farkındalıkla kalın.
Cemal M. Bulut
cemalmuhsin.bulut@gmail.com
Harmoni Soruyor
2. Kendinizde eksiklik ya da yetersizlik hissederek bu durumu telafi etmeye çalıştığınız alanları fark ediyor musunuz?
3. Bir insanı anlamaya çabalarken ne kadar sabır gösterebiliyorsunuz?
Kimler Okumalı?
Psikolojiye ilgi duyan herkes okumalı.
Ayrıca insan ilişkilerini anlamak ve kendi ilişkileri üzerine farkındalık edinmek isteyenler,
Kendi ruhunu, psikolojisini anlamaya çalışan bireyler
İnsan davranışlarının nedenlerini, kaynaklarını ve motivasyonlarını anlamak isteyen okurlar.
Ve ruh sağlığı ile ilgili alanlarda çalışan tüm uzmanlar ve Psikoloji bölümü öğrencilerinin tamamı bu eseri mutlaka okumalı.

Yorumlar
Yorum Gönder