Kitap Önerisi - İnsanlığımı Yitirirken

Bu kitabı bitirip masanın üzerine bıraktığımda insan denen varlığın yalnızlaşmayı yalnızca kendi zihninde yaşadığından emin oldum. Dazai’nin Yozo karakteri üzerinden anlattığı çöküş ve o çöküşün çığlığı, ömrüm boyunca içimde yankılanacak.

Osamu Dazai'nin "İnsanlığımı Yitirirken" adlı romanı, yabancısı olduğum Japon edebiyatında, en önemli "Japon Edebiyatı Klasikleri"nden birisi olarak kabul ediliyormuş. 

Bu kitapla tanıştığım için oldukça memnun olduğumu itiraf etmeliyim. Ancak yazar Dazai hakkında bilgi almak için araştırma yaptığımda içime bir hüzün oturdu. 

Çünkü, İnsanlığımı Yitirirken adlı eserinde, Dazai'nin kendi yaşamından derin izler taşıdığını fark ettim. Özellikle intihar teşebbüsleri, alkol ve ilaç bağımlılığı, toplumla bağ kurmakta ve insan doğasını anlamakta zorlanması... Kitabın anlamını oldukça derinleştiren bir değer hissettirdi bana.

Japonya gibi dünyada teknolojinin öncüsü olan ama geleneklerine bağlılıkta da en güçlü olan ülkede, yüksek oranda intiharların altında yatan temel nedenin, Osamu Dazai'nin yaşadığı "kendine, insana ve sonunda topluma yabancılaşma olabilir mi?" diye sormadan edemiyorum.

Kitabın Konusu

“İnsanlığımı Kaybederken” dış dünyaya bir maskeyle uyum sağlamaya çalışan Oba Yozo’nun ruhsal yıkımını anlatan bir kitap.

Çocukluğundan itibaren kendini diğer insanlardan farklı hisseden Yozo, toplumsal rollere ve toplumda rollerle var olan insanlara karşı yabancılık hissetmektedir. Mizahı (Soytarılık) bir savunma mekanizması olarak kullanır ancak, kendine yabancılaşmanın derinleşmesine engel olamaz.

Alkol, kadınlar ve yalnızlık arasında savrulan Yozo, insanlarla arasındaki mesafeden kendisini sorumlu tutmaya başlar ve “insanlığını kaybettiği" şüphesiyle yaşamaya başlar.

Yazarın Dili ve Üslubu

Osamu Dazai, sade, basit ama samimiyetiyle oldukça etkili hale gelen bir dil kullanmış.

Cümlelerinde dramatik çığlıklar yok; Tam tersine, okuduğum satırlarda sakince büyüyen umutsuzluğun zarafetine şahit olacaksınız.

Monologlar, okuyucuyu karakterin zihnini okumaya davet ederken, yaşadığı çarpışmaların sesini duymaya sebep oluyor. Çünkü Dazai’nin yazım dili, duyguları anlatmaktan çok duygunun kendisi olmuş. Kitaba dair en etkili bulduğum şey "hissedilebilirliği" olabilir.

Psikolojik Analiz

Kitabın ana karakteri Yozo, aynı anda hem varoluşsal yabancılaşmanın hem de otantik benliğin bastırılmasının bir simgesidir.

Yozo’nun hemen hemen her gülümsemesi, “hayatta kalma stratejisi”dir. Çünkü  başkaları tarafından anlaşılmamanın acısı Yozo için dayanılmaz hale gelmiştir. Çocukluk döneminde oluşturduğu "maskeler” aslında ağır bir sosyal anksiyetenin ve kendilik değeri eksikliğinin sonucudur.

Dazai bu karakterin takındığı maskeler aracılığıyla, “toplumsal benlik” ile “öz benlik” arasındaki uçurumu çarpıcı biçimde gözler önüne serer.

Roman boyunca hissedilen kendinden kopuş, depresif bir zihnin kendini anlamaya çalışırken gerçekleri çarpıtmasıyla (Derealizasyon seviyesinde bir çarpıtmadan söz edilebilir) birlikte yaşamdan kopuşa doğru sürüklenen Yozo'nun hikayesidir.

Bu kitap, insan olmanın ne kadar acı verici deneyimlerle mümkün olabileceğini çarpıyor okurun yüzüne. Maske takarak var olmaya çalışanların, aslında derin bir yalnızlıkla savaştıkları gerçeğini...

D. Irwin Yalom'un New York Times'tan Jessica Miller'a verdiği röportajda “Kendine yabancılaşmak, kendini kaybetmek değildir. Kendine yabancılaşmak insanlığı kaybetmek de değildir. Kendine yabancılaşmak, bireyin insani olarak kırılganlığının boyutunu fark edip buna anlam veremeyerek yaşamasıdır." demiştir. Dazai bize, bu farkındalığın nasıl karanlık olduğunu göstermiş.

Eserin Junji Ito Uyarlaması bir Manga. Ito'nun çizimiyle Oba Yozo. 

Eserin Güçlü ve Zayıf Yönleri

Güçlü Yönleri

  • Oba Yozo’nun iç dünyası o kadar sahici biçimde anlatılır ki, karakteri görmekle kalmaz kendi gölgelerini de hikayede görebilirsiniz. Hissedilebilirliği çok etkileyici.

  • Dazai, duygusal çıplaklığa sansür koymamış. İnanılmaz sade ve samimi bir anlatım var.

  • Kierkegaard’dan Camus’ya uzanan bir felsefi damar var ki; eser adeta insan olmanın anlamsızlığıyla baş etme çabasının evrenselliğini gözümüze sokmuş.

  • Yazarın kendi yaşamına dokunan izler, metne trajik bir otantiklik kazandırıyor. Emnimim ki kitabı okumadan önce yazarın kendisini araştırsaydım, Yozo'nun hayatındaki kırılma anlarında hüngür hüngür ağlardım.

Zayıf Yönleri (Tamamen Bence)

  • Eserdeki yoğun depresif atmosfer, bazı okurlar için sıkıcı, yorucu ve tetikleyici olabilir.

  • Dazai, kadın figürleri çok yüzeysel yansıtmış esere. Neredeyse hiçbir kadın karakterin bireyselliği yansımıyor okura. Dolayısıyla sanki Yozo'nun kadınlarla ilişkisini yüzeysel diye yorumlamak basit bir tanım olarak kalabilir.
     
  • Hikâye belirli bir noktadan sonra kendini tekrarlıyor düşüncesine kapılanların eleştirilerini okudum. Bunun nedeni; Karakterin çöküşü lineer biçimde ilerlemesi, dramatize bir döngü oluşturuyor. Ancak bu lineerliği tercih eden okurlar da olabilir elbette :)

Harmoni Soruyor

  • İnsan olmanın en zor tarafı, başkalarıyla yaşamak mı yoksa kendinle yüzleşmek mi?
  • Hangi maskelerle toplumun içindesin? Hangi maskeler seni kendi dünyanda yok ediyor?
  • Bireysel olarak hissedilen yalnızlık, bir kayıp mı yoksa özgürlük alanı mı?

Kimler Okumalı?

Önemli Not:
Eğer duygusal olarak hassas bir dönemden geçiyorsanız, majör depresyon tanısı almış ve manik evredeyseniz eseri okumadan önce biraz duygusal hazırlık (güçlenme) yapmak faydalı olabilir.
Depresif temaların tetikleyici olma ihtimali yüksek.

Varoluş sancıları yaşayan ve bunu neden yaşadığını anlamlandırmaya çalışan herkes okumalı. (Net)
Geçmişte yaşadığı zorlukları kendi güçleriyle atlatmış okurlar,
Yabancılaşma ve insanın kimlik inşası gibi konuları sevenler,
Duyguların dilini felsefeyle harmanlayan metinler okumaktan hoşlananlar.

“İnsanlığımı Yitirirken” benim için hem okuma deneyimi olarak tek zorlayıcılığı yazarın yaşadığı tüm sarsıntıyı hissettirme gücüydü. 

Muhtemelen bir dönem öz yaşantımda karşılaştığım deneyimlerle benzeşen duygusal dinamiklerimiz yüzünden; Yozo’nun yalnızlığı ve çaresizliği derinleştikçe, her satırda onunla nefes aldığımı hissettim. 

Yine de, bu roman; insanın kendisini, insanları ve özellikle utanç duygusunu cesurca sorgulayan bir eser. Yabancılaşmayla hissedilen kederin edebi ifadesinde ayrı bir parantez açılması gereken bir eser.

Gerekli Şeyler baskısında çeviri ve editoryal açıdan “orijinal ruhuyla” okuma deneyimi kazandırdığına dair yorumlar gördüm.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kitap Önerisi - Küçük Prens

Sen Kimsin? Benlik-Kişilik ve Değişim