Kitap Önerisi - Uzak

 Merhaba sevgili dostlar,

Bugün size, okudukça duygularıma büyüteç tutan, zihnimi ve kalbimi uzun süre meşgul edecek olan bir eseri anlatmaya çalışacağım. 

Bu eser bir roman değil. Bu eser; kendi yalnızlığıyla yüzleşenler için Aruoba'dan bir mektup.

Oruç Aruoba (1948–2020)

Çağdaş Türk felsefesinin ve edebiyatının en özgün, en analitik isimlerinden birisiydi. Akademik kariyerinin yanı sıra, felsefi deneme türünde yarattığı üslup ile edebiyat ve felsefe dünyasında hatırı sayılır yer edinmiştir kendisine.

"Uzak"adlı kitabı, Aruoba’nın 90'lı yıllarda kaleme aldığı, içe dönüklüğü anlatan denemeler külliyatının en çarpıcı ve en bilinen eser olarak raflarda yerini alıyor. 

Yazarın "De ki" adlı denemeler serisinin başlangıç noktası olarak biliyordum bu kitabı ama değilmiş. Doğrusunun ne olduğuna dair internette yer alan bilgilerden de emin olamadım. 

Çünkü maalesef yayın evleri Aruoba'nın bu külliyatını edebi bir eser olarak değil tamamen ticari olarak kafasına göre ciltlemiş, dolayısıyla kafasına göre sıralamış gibi görünüyor. Basım tarihlerine göre "Yakın" adlı eser Uzak adlı eserden önce geliyor. 

Oysa ben iki büyük yayın evinde önce Uzak, sonra Yakın yazılmış diye bilgiye ulaşıp bu kitabı okumuş oldum. (Cahilliğimin kusuruna bakmayın.) 

Hazır yeri gelmişken, kapitalizmin bu serbestiyatından ve edebiyatın, buna malzeme ediliyor oluşundan nefretle tiksiniyorum. Allah bu yayınevlerinin belasını vermesin ki; üç kuruş fazla kazanma uğruna taklalar atıp, eserlerin sıralamalarını, derinliğini kafalarına göre değiştirme haklarını kendilerinde gördükleri için...

Yazarımıza dönecek olursak; O dönem Türkiye'sinde gelenekselcilik ve modern çağ arasında sıkışmışlık hakim. Bu nedenle kuşaklar arası çatışmaların, düşünsel bunalım ve toplumsal yabancılaşmanın yoğun olduğu yıllar. Aruoba, böyle bir dönemde, insanın kendine yabancılaşmasının etkilerini kendi diliyle, kendi duygularıyla, muazzam bilgileriyle coğrafyamıza yansıtıyor. 

Bu eser, yazarın sadece uzak-yakın-özlem gibi kavramları analiz etme dehasını değil, aynı zamanda kişisel acıyı ve düşünceyi evrenselleştiren bilge tarafını da okurlarına gösteriyor.

Kitabın Konusu

"Uzak" içerisinde bir olay örgüsü sunan, hikayesi olan bir eser değil. Kitabın tek bir temel konusu var; "Özlem."
Aruoba okurlarına “yakınlık” ve “uzaklık” kavramlarını yeniden ölçmesini söylüyor. 

Çünkü eser, yakınlığın her zaman temas olmadığını, uzaklığın her zaman kayıp olmadığını anlatıyor.

Aroba, zamanla, mekânla ve diğer insanlarla kurduğumuz ilişki üzerinden "özlem" duygusunun neden ve nasıl var olduğunu, felsefi ve psikolojik açıdan çözümlemiş. Kitabın sonlarına doğru kendimle dünya arasındaki mesafeyi, kırılmaları, gecikmeleri fark ettim.

Özlem, burada sadece birine ya da bir yaşam dönemine yönelik bir his olarak değil, geçmişte var olan bir "bütünlüğün" şimdiki zamandaki eksikliğinin hissedilmesi, o eksikliğin duygusal yükü ve kendi benliğinin o ilişkiye ne kadar bağlı (belki de bağımlı) olduğunun fark edilmesi olarak aktarılmış.

Hem felsefi hem de psikolojik açıdan temel çatışma;
Dış dünyada kaybolan varlık ile iç dünyada o yokluğu "kabul etmek istemeyen bilinç" arasındaki sarsıcı gerilimin kendisi temel çatışma. Aruoba, bize, gidenin değil, o gidenle birlikte kaybolan parçamızın acısını satır satır anlatmış bu eserinde.

Yazarın Anlatım Dili ve Üslubu

Aruoba'nın dili, yoğun, analitik ve aforizmatik. Süslü ifadeler kullandığı söylenemez ama ifadelerin sade olduğu da söylenemez. Muazzam bir dengeli anlatıya rastladım. Her kelimesi yerli yerinde. Metinler, kısa, kesik ve çoğu zaman şiirsel bir ritme sahip. 

Düz yazının şiire yakın bir halde karşımıza çıkması söz konusu (Anjanbman). Okuyucunun hem düşünmesini hem de hissetmesini sağlayan bir yapı oluşturmuş.

Kitabın anlatısı bende, hüzünlü, yalnız ama bir o kadar da aydınlanmış bir atmosfer yarattı. Kendimi bir felsefe okulunda, kalbimi dinlerken bulduğum cümleler oldu. Sembolizm, basit sözcüklerin arkasına büyük anlamlar gizler. Ve yazar edebi yeteneğiyle sembolizmin ustası olduğunu gözler önüne sermiş.

Okuduklarım dahil olmak üzere Aruoba'nın bütün kitaplarını tek tek okumaya karar verdim.

Ana Temalar ve Psikolojik Katmanlar

Kitap "Varoluşçu Kaygılar" üzerine kurulmuş birçok temel duygusal çatışmaya dokunuyor sevgili dostlar. Uzaklık, yakınlık, özlem, kendine yabancılaşma...

Kitabın belki de en önemli psikolojik katmanı, kimliğimizin (Self-kendilik), ancak diğer insanlarla kurduğumuz bağlar içinde oluştuğunu anlatması. Kayıp ve özlem duygusu için çektiğimiz acının, ötekiyle (ya da nesne ile) inşa ettiğimiz benliğin eksilmesinden kaynaklandığını ifade ediyor.

Özlem duygusunu avuntuyu reddederek yüklenmek, Toksik Pozitifliğin zıttıdır. Yani gerçekçi ve dengeli bir duygusal yaklaşım içinde olmaktır. Yazar eserinde, acıyı bilinçli bir tercih olarak kabul etmeyi, dolayısıyla Varoluşçu özgürlüğün getirdiği sorumluluğu üstlenme eylemi olarak bu zıtlığı ele alıyor.

Aruoba, "Özlem, zamanın düşmanıdır," diyor. Eserin bir katmanı da "zaman" oluyor. Bu katmanda yazar okurlara, kayıp sonrası anıların nasıl idealize edildiğini ve zihnimizin geçmişi sürekli şimdiki zamana taşıma arzusunu anlatıyor.

Bu eserden size iki can alıcı alıntı sunmak istiyorum;

"İnsan, bir başkasını değil; bir başkasıyla kendini sever."
Bu cümle, yazarın bağlanma ve benlik konusundaki tezini özetler.
Bizi sarsan şeyin, gidenin kendisi değil, o gidenle birlikte oluşan "ben" olduğunu gösterir. Yani mesele, giden değildir sevgili dostlar bizizdir... (Nasıl da anlatamadım ama..)

"Özlem, bütün dünyanın grileşmesidir."
Özlem duygusunun, sadece duygusal bir durum olarak kalmadığını, aynı zamanda yaşamın bütün renklerini, anlamını ve gücünü elinden alan, varoluşsal bir yoksunluk hali olduğunu anlatır bize.

Eserin Etkisi ve Mesajı

Bence bu kitap, okura (en azından bana) duygusal kaçıştan vazgeçmemiz gerektiğini etkileyici bir bakış açısıyla ve gerçeklikle anlatan, bunu yaparken de kendine yabancılaşma ve varoluşunu irdeleyen nadir Türkçe eserlerden birisi. Ayrıca günümüzün hızlı tüketen, kazanma ve fayda odaklı, başarısızlığı aşırı küçümseyen kalıplaşmış gösteri-görünme topluluğunun sahte idealar kültürüne karşı adeta bir direniş metni. 

Yalnızlık hissini onurlandırma, acıyı kabul etme ve kaybettiği şeyi olduğu gibi görme farkındalığı insanın gerçek iyileşmesidir. Bizi, kendi kırılganlığımız üzerinden yine insan olmaya çağıran bir eser.

Bana göre kitabın en güçlü yönü, evrensel ve karmaşık bir özlem duygusunu uzaklık-yakınlık kavramları üzerinden analitik bir dille parçalara ayırması... Kavramların birbirine geçerek özlem duygusunun temelini okuduğum cümlelerde, beynimde kalan bir kaç nöronun birbiriyle bağlantı kurduğunu hissettim.

Eksik kalan veya didaktik gelen bir yönü olduğunu söylemek zor; ancak parçalı yapısı ve felsefi yoğunluğu, duygusal teselli arayan okur için biraz soğuk, belki kendisiyle biraz mesafeli gelebilir. 

Ayrıca hızlı tüketim kültürüne uygun değil bu eser. Her şeyin hemen ve hızlıca gerçekleşmesini isteyen sabırsız okuyucuyu sıkabilir.

"Uzak" insanın kendisiyle yüzleşme daveti. Bu kitap şefkatli bir dost olan kitaplardan değil sevgili dostlar. Dost acı söyler deyimini tastamam yerine getiren dostlardan.

Psikolojik Çıkarım

Kitapta işlenen "Özlem" kavramı, Irvin D. Yalom’un bahsettiği "Varoluşsal Yalnızlık" kavramıyla tamamen örtüşüyor. Bu yalnızlık, başkalarıyla kurulan bağ ne kadar derin olursa olsun, varoluşumuzun temelinde yatan o nihai tek başınalıktır. 

Ayrıca 90’lı yılların sosyokültürel ortamında, bu kitabın "toplum içinde bireysel yabancılaşmaya karşı bir içe çekilme manifestosu olarak" okunması doğal bana göre. 80'ler sonrası kişisel bunalımların arttığı bir dönemi düşününce...

Kimler Okumalı / Öneri

Yakın zamanda bir ayrılık, kayıp, yas veya ihanet yaşayanlar. (mutlaka tavsiye edeceğim.)
Olumsuz duygular içerisinde depresif ve mutsuz hissedenler.
Acının içinde anlam arayanlar.
Kendi varoluşsal krizini sorgulayanlar
Kendi benliğini yeniden inşa etmek niyeti olanlar,
Bu kitap sizler için biraz sarsıcı ama aynı zamanda aydınlatıcı bir eser olacaktır diye düşünüyorum.

Benzer Kitaplar

Albert Camus - Yabancı
Varoluşsal kayıp, absürt ve yabancılaşma temalarıyla "Uzak" adlı eserde benzerlikler var.

Irvin D. Yalom - Varoluşçu Psikoterapi
Aruoba’nın işlediği temayı Psikolojik çerçevede anlatan bir eser.

Emil Cioran - Çürümenin Kitabı
Hayatın zorlu ve melankolik gerçekliği üzerine benzeşen bir eser. Daha fazla aforizma içeriyor.

Okuma önerimi okuduğunuz için teşekkürler dostlar
Kitapla, edebiyatla ve kendi gerçekliğinizle kalın.
Ve sevgiyle...
Cemal M. Bulut

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kitap Önerisi - Küçük Prens

Kitap Önerisi - İnsanlığımı Yitirirken

Sen Kimsin? Benlik-Kişilik ve Değişim