Aşkı Senaryolaştırma Tehlikesi / Beklentiler

Merhaba sevgili dostlar;
İkili ilişkilerde "zarar verici küçük davranışlar." olarak tanımlanan "mikro suikastlar" tabirini duydunuz mu hiç? 

İlişkileri bitiren, yalnızca büyük kavgalar, çatışmalar ve uyum sorunları değildir. Çoğu insan farkında değildir ancak, ilişkilerini yok eden mikro suikastler düzenlerler. (Micro-Aggression)

Partnerinin isteklerini, arzularını, ihtiyaçlarını, değerlerini, duygularını, düşüncelerini ve beklentilerini küçümsemek, hor görmek, ciddiye almamak ve alaycılık gibi değersizlik hissettiren davranışlar mikro suikastlardır. Ve sözde aşık olduğu insana böyle davranan tuhaf insanlar, gerçekten de vardır.

Ayrıca; partnerinin hiçbir davranış dinamiğinde yer almayan "beklentiler" içerisine girerek mikro suikastlar düzenleyen insanlar da vardır. Bugünkü yazımızın içeriği de ilişkilerde mikro suikastlardan biri olan "beklentiler" konusu sevgili dostlar.

Romantik hikayelerin işlendiği filmlerde, dizilerde ve kitaplarda aşk ne güzeldir. Sosyal medyadan ekranlarımıza yansıyan çiftlerin mutluluğu ne kadar da kusursuz görünür. Mükemmel çiftler, mükemmel ilişkiler ve mükemmel duygular... aşk gerçekten böyle bir şey midir?

Değilse, neden değildir?

Eğer değilse;
Biz neden sonsuza dek süren ve her zorluğun üstesinden gelen o büyük aşk illüzyonuna hapsoluyoruz?

Duygusal İlişkiler Nedir?

Duygusal ilişkiler, birbirinden farklı geçmişlere sahip, birbirinden farklı yaşam dinamikleri olan, birbirinden farklı örüntüleri olan, birbirinden farklı alışkanlıkları olan, belki birbirinden farklı yaraları, belki travmaları olan iki ayrı insanın duygusal yakınlıkla ortak bir yaşam sürme çabasıdır. 

İşin içine birbirinden farklı arzuları, istekleri, ihtiyaçları ve beklentileri de katarsak, aslında iki ayrı dünyanın bir araya gelmesinden söz edebiliriz değil mi?

Sosyal psikoloji alanında yapılan araştırmalara göre;
Romantik ve duygusal beklentiler ne kadar yüksek olursa, ilişkinin bitme ihtimali de o kadar yüksek oluyor maalesef. Yani, aşkın büyüsüne ne kadar inanırsak, gerçeklik o kadar acı verici bir şekilde çarpıyor insanın yüzüne.

Çiftler arasında duygusal ve bilişsel uyum ne kadar çoksa; beklentiler de bir o kadar uyumlu oluyor. 

Kavramsal Çerçeveye Bakış;

Yazının içerisinde bazı kavramlara takılmamak adına psikososyal alanda ilişkiler içerisinde değerlendirme konusu olan kavramları açıklamak istiyorum;

Romantik İdealizm:
Partnerin ve ilişkinin, gerçek dışı mükemmellikte olması gerektiği yönündeki irrasyonel inanç setidir. Bu durum, partnerin bütün duygusal, cinsel ve hatta yaşamsal ihtiyaçlarımızı karşılayacağını varsayan, beklentilerimizi ifade etmektedir.

Beklenti Boşluğu (Expectation Gap):
Zihnimizde kurduğumuz mükemmel ilişki senaryosu ile partnerimizin gerçekliği arasındaki farktır. İlişkilerdeki hayal kırıklıklarının ana kaynağıdır.

Bağlanma İhtiyacı:
Aşk, sadece tutku değil, güvenli bir sığınak arayışıdır. Partnerimizden beklediğimiz o "mükemmel” davranışlar (mükemmel sevgi, mükemmel ilgi vb.) aslında çocukluktan gelen karşılanmamış ihtiyaçlarımızın bir yansımasıdır.

İlişkilerde Neden Beklenti Oluşur?

Bu sorunun yanıt basittir. Ama bu yanıtı kabullenmek o kadar da basit değildir;
Çünkü ilişkilerde beklentiler, bireyin kendi duygusal, cinsel, yaşamsal ihtiyaçlarından doğar. 

Ancak; beklentiler, bireyin yetiştirilme tarzına, doğup büyüdüğü ortama, toplumsal yargılara, öğrenilmişliklere, alışılmışlıklara göre oluşur ve şekillenir. Bir de son yıllarda filmlerde, dizilerde, sosyal medyada filtreli kurgularla soslanmış sahte mutluluk masallarına özenerek belirmektedir maalesef...

Bu basit yanıtı kabullenmeyi zorlaştıran nokta ise;
Karşımızdaki insanın da yetiştirilme tarzından, doğup büyüdüğü ortamdan, toplumsal yargılardan, gördüklerinden, öğrendiklerinden, alıştıklarından, izlediklerinden, duyduklarından etkilenen duygusal, cinsel, yaşamsal beklentileri olduğudur. Aynı anne babanın çocukları bile aynı evin içerisinde farklı bir karakter, kişilik oluşturuyorken…

Beklentide Olmak Yanlış mı?

Bu yazımda ilişkilerden ya da "partnerimize ve ilişkiye yönelik beklenti içinde olmamız yanlıştır." imajı çizmek istemiyorum sevgili dostlar. 

Çünkü bütün insanların ilişkilerinden ve partnerinden bazı beklentileri vardır. Olmalıdır ve bu gayet doğaldır. Bu beklentiler birbiriyle uyumlu da olabilir, farklı da olabilir. Ben bu yazımızda ilişkiye zarar veren beklenti boyutlarına dikkat çekmek istiyorum.

Peki Beklentiler Neden Üzer? Sorun Nerede?

Sorun şurada sevgili dostlar;
İnsanların birbirinden farklı olacağını göz ardı ederek, kişisel tarihimizden doğan bireysel ilişki/partner beklentilerimizi, bizden tamamen farklı bir başka tarihe sahip olan bir insana dayatmaya çalışmamız...

Bizim biricikliğimiz ile partnerimizin biricikliğinin çatışması, ilişkinin tanışma ve keşfetme aşamalarında henüz gün yüzüne çıkmamış ve bizim de henüz bunun farkında olmadığımız bir çatışmadır.

Beklentinin Psikodinamiği

Çocukluğumuzdan gelip bu günümüze etki eden her şeyin, zihnimizde ideal bir partner senaryosu oluşturmasıdır. Kendilik boyutu vardır ve partnerin araç haline gelmesine yol açar.

Kendilik boyutundan kasıt, beklentilerin kişisel olduğudur. Kişiden kişiye değişeceği vurgusudur. Bu senaryonun senaristi genellikle, çocuklukta ebeveynlerimizden alamadığımız sevgi, onay ve güven ihtiyacıdır. 

Çünkü çocukken karşılanmamış duygusal açlığımız, bilinçdışında büyür. Farkında olmadığımız bu açlık, yine farkında olmadan partnerimizin doyurması gerektiği beklentisine dönüşür. Bu beklentiyi yukarıda irrasyonel beklenti olarak tanımlamıştım.

İyi de Kardeşim Karşımızdaki İnsan da Biricik.

Onun da beklentileri var. Onun da kültürel kodları var…
Ne olacak şimdi? Alın size, ilişkide mis gibi bir kırılma noktası. 

İlişkimize "kendi yaşam deneyimlerimizden getirdiğimiz senaryoyu" partnerimiz de oynasın isteriz ama ne yazık ki partnerimiz de tıpkı bizim gibi, kendi travmaları, kendi kültürel kodları ve kendi karşılanmamış bağlanma ihtiyaçlarıyla oluşan bir senaryo ile karşımızdadır. 

Onun "sevgi dili," bizim anladığımız sevgiden ve sevgi dilinden çok farklı olabilir. Senin için sevgi, karşındaki kişinin sergilediği adanmışlık, fedakarlık olurken, onun için sadece ilgi ve destek görmek olabilir. Dolayısıyla sevgili dostlar; Beklentilerimize yönelik ortada bir mutlak doğru-mutlak gerçeklik olamaz. Yoktur.

Çünkü, iki insan, iki çocukluk hikayesi, iki yaşam deneyimi, iki ayrı senaryo, iki ayrı duygusal ihtiyaç, iki ayrı kültür, iki ayrı anne-baba, iki ayrı ev, iki ayrı sevgi modellemesi vardır. 

Bunların varlığı yetmezmiş gibi; bir de üzerine dizilerin, filmlerin yarattığı aşk masalları, sosyal medyanın göstermelik mutlu ve filtreli görüntüleriyle oluşan “mükemmel çift” piyasası vardır. Beklentilerimizi kalıplaştırarak daha da şişmesine neden olur. Beklenti obezi birer manyağa dönüşme nedenimizdir bunlar.

Makul Talepler ve İnsanca İstekler Mümkün

Sevgili dostlar, tüm bu romantik idealizm eleştirilerine rağmen, elbette ilişkiden hiçbir şey beklememek gibi bir durum söz konusu değildir. 

İnsan, bir başkasıyla bağ kurmaya muhtaç bir varlıktır. Bu nedenle elbette ki bazı beklentiler, ilişkinin temel yapı taşlarıdır. Bunlar, biricikliği reddeden narsistik talepler değil; duygusal sağlığımızı koruyan evrensel ihtiyaçlardır. Ortaktır ve biz farkında olmasak da karşılıklıdır. Ayrıca sağlıklı ilişkilerin olmazsa olmazıdır. Aşağıda yan yana sıralanmıştır. 

Sevgi, saygı, güven, şefkat, açık iletişim, sabır, fedakarlık, özerklik ve sadakat.

Bu saydıklarımız "Bana her zaman değerli ve iyi hissettirmeli." gibi narsistik talepler değildir. Bunlar "Benim duygusal ve fiziksel sağlığıma zarar vermeyeceğinden eminim." demek için, temel insani sosyal taleplerdir. Bu makul beklentilerin karşılanmadığı hiçbir ilişki “sağlıklı ilişki” değildir.

Aynı zamanda, bu temel insani sosyal taleplerin dışındaki talepler, gerçekçi olmayan, geçmişimizden getirdiğimiz bireysel ihtiyaçlardan doğan “irrasyonel beklentiler”dir. 


Özetle sevgili dostlar; Bizim zihnimizdeki ideal cinsellik, ideal duygusallık, ideal çatışma çözümleri, ideal aşk, her biri bir senaryodur. Ve sadece bizim senaryomuzdur. Partnerimizin senaryosu her zaman bambaşka bir yaşam hikayesinin senaryosu olacaktır. Beklenti boşluğu, bu iki farklı senaryonun ortak bir "mutlak doğru"da buluşamamasından kaynaklanır.

Karşımızdakini sevmeye çalışmak, onun da bize olan sevgisini korumak yerine, onu kendi istek, arzu ve ihtiyaçlarımıza benzetmeye çalışmak, bencilce daha doğru bir ifadeyle aptalca bir çabadır. 

Sağlıklı bir ilişki, iki farklı insanın karşılıklı olarak farklılıklarını kabullenip, birbirine uyumlanma çabası göstererek, uyum sağlanamayan durumları da çatışma haline getirmekten kaçınarak ortak bir yaşam inşa etme sanatıdır.

Amerikalı Sosyolog Andrew Cherlin, modern evlilikleri modern insanın bencilce beklentilerinin yok ettiğini savunur. 10 yıl süren araştırmasında; boşanmalarda görülen artışın kaynağı olarak, partnerinin potansiyelini görmesine rağmen kendisinden daha fazlasını talep eden bireylerin, yüksek beklentilerini göstermiştir.

Sevgili dostlar, ben de bir dönem bu "sonsuz mutlu aşk hikayeleri masalına" çok inanmış bir insanım. İlişkilerimde beklentilerim o kadar yüksekti ki, ilk çatışmalarda hemen "yanlış insanı seçtim" sanrısına kapılırdım. İşte bu yüzden bu yazıyı biraz da eski benden yansıyan tecrübeyle kaleme aldım. Beni inşa eden o aptal adamın kalbine dokunarak da yazdım :)

Sevdiğimiz varlıkları, bizi geçmişten bugüne getiren tarihimizin yazdığı bir senaryoyu oynamaya zorluyoruz. Aslında sevdiğimiz insana, onunla ilişkimize ve kendimize haksızlık ediyoruz. 

Partnerimiz, bizim bütün boşluklarımızı dolduracak, bütün ihtiyaçlarımızı karşılayacak bir süper kahraman değildir. Totosu yiyen varsa, ahanda aşk orada, gitsin kendisi birinin kahramanı olsun önce. 

İnsan ruhunda doyum yaratan ilişki; Bizimle birlikte el ele, kalp kalbe vererek yaşamda ilerlemeyi, öğrenmeyi, ilerlerken destek olmayı seçen, kendi kusurlarını bilen insanla yaşanan ilişkidir. 

Beklentilerin sadece üzmesi ve hayal kırıklığı yaratması, sevgilimizin yetersizliğinden değil, bizim gerçek dışı senaryomuzdan kaynaklanıyor olabilir. Lütfen, o kalıplaşmış mükemmellik maskesini indirelim ve gerçek, kusurlu, çıtır hasarlı sevgiye izin verin.

İşlediğim konun ile alakalı kitap  önerilerim en altta olacak.

Sahte mutluluk masallarını bırakıp, kendi aşk hikayelerini birlikte yazarak yaşayanlara selam ederim.
Okuduğunuz için teşekkürler. Kitap önerileri aşağıda
Herkese sevgiler, herkese saygılar

Cemal M. Bulut
harmonikulup@gmail.com

Kitap Önerileri

  • Bağlanma - Yetişkin Bağlanma Bilimi / Amir Levine & Rachel Heller
    Romantik ilişkilerde bağlanma stilleri, güvenli/güvensiz ilişki yapıları, modern çağda duygusal ihtiyaçlar üzerine bilgiler paylaşan geçmişten gelen bağlanma dinamiklerinin oluşturduğu beklentilere yönelik farkındalık edinmek adına önemli bir eser.

  • Evliliği Sürdürmenin 7 İlkesi / John Gottman & Nan Silver
    Bilimsel araştırmalara dayalı ilişki dinamikleri, iletişim çatışmaları, duygusal yakınlık üzerine etkileyici veriler ve bu verilerin nedenselliği üzerine açıklamalar.

  • Romantizm Tuzakları: Aşk ve İlişkilerde Akılcı Düşünme / Albert Ellis
    Romantize edilmiş beklentilerin nasıl hayal kırıklığı doğurduğu, mantıklı-duygusal dengenin önemini anlatan oldukça anlamlı bir eser. İlişkilerde duygusal sınırlar, bağımlı–kaygılı ilişki döngülerinden çıkışın nasıl mümkün olabileceğine dair bilgilere de erişilebilir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kitap Önerisi - Küçük Prens

Kitap Önerisi - İnsanlığımı Yitirirken

Sen Kimsin? Benlik-Kişilik ve Değişim