Sadakat mi, Sadakatsizlik mi? Tarafını Seç!
Merhaba sevgili dostlar.
Bu yazımızın konusu sadakat…
Ve sadakat konusunu romantik ilişkiler çerçevesinde ele alacağım. sevgili dostlar.
Sadakat, hayatındaki insanın varlığına ihanet etmemektir.
Bugünün ilişki trendleri arasında ne kadar da demode bir kavram, değil mi?
O nedenle sadakat göstermek, aslında bu çağda büyük bir "direniştir". Her şeyin hızla ve yenisiyle değiştirildiği bir dünyada, bir insanın varlığına koşulsuz değer verme cesaretiyle gösterilen bir direniştir.
Sevgili dostlar, bu yazı; her biri birer seçenek olarak görülen kadın ve erkeklerin bolluğunda, sadakati savunanların yüreğine ayna tutarken, gerçek bir bağ kurmak isteyen ruhlara da bir yol haritası sunması için kaleme alınmıştır.
Sadakat Nedir?
Psikoloji literatüründe sadakat, bireyin partneriyle ve kurduğu ilişkiyle duygusal, cinsel, zihinsel ve ahlaki bağlılık kurması olarak tanımlanır. Sadakat sadece aldatmamak değil, bireyin partnerine duyduğu saygıyı, sevgiyi, ilgiyi, desteği ve güveni geleceğe taşımayı vaat etmesidir. Yalnızca üçüncü bir kişiyi işin içine katmamak değildir. Aynı zamanda partnerin duygularına ihanet etmemenin, ona değer vermeyi sürdürmenin, zor zamanlarda yanında olmanın garantisi vermektir. Onun güvenini hiçbir zaman, hiçbir sebeple sarsmamayı "seçmektir.
Erich Fromm, aşkı tanımlarken der ki:
“Aşk öncelikle bir bağlılıktır. Duygu değil, karardır.” Sadakat, bu kararın eylem hâlidir.
Bağlanma teorisyeni John Bowlby, güvenli bağlanmanın temelinde sadakat unsurunun olduğunu belirtir. “Güvenli bir bağ, ancak karşılıklı sadakatle ayakta kalabilir.” diye ekler.
Ya Bugünün İlişkileri?
Bugünün ilişkilerinde derinlik yok. Bağlılık yok. Terapi odalarında, hayatındaki insanı sevdiğini ama ona bağlanamadığını söyleyen insanların sayısı azımsanacak gibi değil. Çünkü insanımızda bir yandan hızla tüketim alışkanlığı gelişmesine rağmen, diğer yanda doyumsuzluk hâkim.
İnsanlar birbirini, tıpkı telefonlarındaki uygulamalar gibi, bir süre kullanıp sonra silebilecekleri birer nesneye indirgemiş durumda. Çünkü bir sürü alternatif insan daha var. Ve o alternatifi oluşturan insanlara erişim çok kolay.
Düşünsenize; İnsanlar sosyal medyada "İlişkisi olan birinin Tinder, Bumble vb. uygulamaları kullanması sadakatsizlik mi, yoksa değil mi?" diye tartışacak kadar şuursuzlaştı.
Bu şuursuz insanlara sadakatsizliğin sadece aldatmayla değil, aynı zamanda yalan söyleme, duyguları küçümseme, sırları paylaşma, partneri ilgisiz ve yalnız bırakma gibi pek çok biçimde karşımıza çıktığını anlatmak nasıl mümkün olabilir ki? Bu tutumlar artık “modern yaşamın normali” gibi sunuluyorken...
Benim kişisel gözlemim; İnsanlar sadakati bir “kısıtlama” gibi görüyor. Oysa sadakat değer vermektir. Birine “sevgimle, saygımla seninleyim” demek ve bu durumu, sadece bugün değil, yarın da sürdüreceğini vaat etmektir. Sadakat, özgürlüğün düşmanı değildir anca aşkın kanıtıdır.
Aldatmanın arkasındaki psikolojik motivasyonları ve sadakatsizliğe maruz kalan insanların bu travmadan nasıl kurtulacağını incelemiş dünyaca ünlü Aile Terapisti Ester Perel der ki;
“Sadakat 'benim yerim burası' diyebilmektir.”
Perel’e göre sadakat insanı köksüzlükten kurtaran bir bağdır.
Bugünün aşırı bireysel, “ben merkezci” insanı bunu anlamakta zorlanıyor. Zorlanırlar tabii ki… Çünkü sadakat, tıpkı aşk gibi “ben” ile ilgili değil “biz” ile ilgilidir.
Bir İnsan Neden Aldatır?
Aldatmanın arkasında yatan nedenler, basitçe "kötü bir insan" olmaktır. Ama psikoloji ve biyoloji, bu davranışı benim gibi tanımlamaz. Tam tersine, kökenlerine ışık tutmaya çalışır. Bilimsel olarak sadakatsizlik, aşağıdaki başlıklarda açıklanmaktadır;
Duygusal Doyumsuzluk:
Aldatmanın en yaygın ve bilimsel olarak kanıtlanmış nedenidir. Bireyin mevcut ilişkisinde doyum hissetmediği duygusal yakınlık, ilgi ve onay arayışıdır. Bu, cinsel çekimden çok, duygusal bir boşluğu doldurma çabasıdır. Esther Perel'in de vurguladığı gibi, aldatma genellikle cinsel bir eylemden önce duygusal bir eylem olarak başlar.
Kişisel Kimlik Arayışı:
Özellikle uzun süreli ve tekdüzeleşmiş ilişkilerde, birey "kaybolduğunu" hissedebilir. Aldatma, kişinin bu hisle başa çıkma ve "ben hala çekiciyim, beğeniliyorum ve arzulanıyorum" diyerek kendini kendine ispat etme ihtiyacı duyduğu durumdur. Kendi benliğini yeniden keşfetme çabası olarak görülmektedir. Bu motivasyon, aslında kişinin ilişkideki "kendi halinden" kaçışıdır.
Bağlanma Stilleri:
Psikoloji biliminde, çocuklukta oluşan bağlanma stillerinin yetişkinlik ilişkilerini derinden etkilediğini gösteren bir çok çalışma yapılmıştır. Güvenli bağlanma stiline sahip olmayan bireyler, terk edilme korkusuyla ya da aşırı bağımsızlık arzusuyla, sadakatsizliğe daha yatkın haldedirler. Örneğin, kaygılı bağlanma stilindeki bir kişi sürekli onay arayışı içinde olabilirken, kaçıngan bağlanma stilindeki bir kişi, gerçek bağdan kaçmak adına aldatma davranışını bile isteye bir araç olarak kullanabilir.
Narsisizm ve Ego Tatmini:
Narsisizm, aldatmada büyük rol oynar. Narsist bir kişi için sadakatsizlik, aşk veya duygusal bağ arayışı değil, egosunu tatmin etme ve ne kadar arzulandığını kendine kanıtlama eylemidir. Bu, partnerin duygularını tamamen göz ardı eden, bencilce bir davranıştır.
Cemusal Nedenler
Günümüzde her şeyi kolayca elde etmeye alışmış insanlar, ilişkilerin gerektirdiği çabayı, sabrı ve emeği artık yük olarak görüyor. Kolayca elde ettiği her şeyi hızla tüketme eğilimindeki insanlar, ilişkilerini de bir tüketim malzemesine döndermiş durumda.
Partnerin sana istediğin hazzı, heyecanı ya da faydayı sağlamadığında, onu "ürün ya da meta" olarak gördüğü için, yenisiyle değiştirme eğilimine kapılıyor. Hem de kolayca... İnsan kolayca insan harcıyor sevgili dostlar.
Sosyal medya ve flört uygulamaları, insanlara potansiyel partnerlerin çokça alternatifi olduğu yanılsamasını sunuyor. Bu durum, duygusal olarak sadakat gösterme yeteneğini (yani iradeyi) köreltiyor. Çünkü beyinleri sürekli "daha iyisi var" sanrısıyla meşgul... Bu psikolojik hal, sadakati bir kayıp, aldatmayı ise bir "fırsat" olarak görmeye neden oluyor.
Önceki yazımızda bahsettiğimiz narsisizm, makyavelizm ve histeri gibi özellikler, ilişkilerde sadakatsizliği körüklüyor. Bu kişilik yapıları, başkalarının duygularını önemsemeden, sadece kendi çıkarları ve hazları için hareket etmeye odaklanıyor. Sadakatsizlik, onlar için ahlaki bir sorun değil, sadece bir araç veya bir ego tatmini haline geliyor. Sayı ve skor, duygusal tatminden daha değerli olduğu yanılgısı yaratıyor.
Evet sevgili dostlar; Bugün “sadakatsizlik modası” diye bir şey var. İnsanlar basit bir heves uğruna, kendi değerlerini ve duygularını hiçe sayabiliyor.
Ama ben şuna inanıyorum;
Sadakat hâlâ var. Hâlâ kıymetli. Ve hâlâ en büyük sınavımız.
Çünkü sadakat “senin(ley)im” dediğimizin insanın kim olduğuyla ilgili değil… eninde sonunda bizim kim olduğumuzla ilgilidir.
Okuduğunuz için teşekkürlerimle dostlar.
Cemal M. Bulut

Yorumlar
Yorum Gönder